The Simulation Argument

If we are living in a simulation, then the cosmos that we are observing is just a tiny piece of the totality of physical existence. The physics in the universe where the computer is situated that is running the simulation may or may not resemble the physics of the world that we observe. While the world we see is in some sense “real”, it is not located at the fundamental level of reality.

It may be possible for simulated civilizations to become posthuman. They may then run their own ancestor-simulations on powerful computers they build in their simulated universe. Such computers would be “virtual machines”, a familiar concept in computer science. (Java script web-applets, for instance, run on a virtual machine – a simulated computer – inside your desktop.) Virtual machines can be stacked: it’s possible to simulate a machine simulating another machine, and so on, in arbitrarily many steps of iteration. If we do go on to create our own ancestor-simulations, this would be strong evidence against (1) [the proposition that the human species is very likely to go extinct before reaching a “posthuman” stage] and (2) [the proposition that any posthuman civilization is extremely unlikely to run a significant number of simulations of their evolutionary history (or variations thereof)], and we would therefore have to conclude that we live in a simulation. Moreover, we would have to suspect that the posthumans running our simulation are themselves simulated beings; and their creators, in turn, may also be simulated beings.

Reality may thus contain many levels. Even if it is necessary for the hierarchy to bottom out at some stage – the metaphysical status of this claim is somewhat obscure – there may be room for a large number of levels of reality, and the number could be increasing over time. (One consideration that counts against the multi-level hypothesis is that the computational cost for the basement-level simulators would be very great. Simulating even a single posthuman civilization might be prohibitively expensive. If so, then we should expect our simulation to be terminated when we are about to become posthuman.)

Although all the elements of such a system can be naturalistic, even physical, it is possible to draw some loose analogies with religious conceptions of the world. In some ways, the posthumans running a simulation are like gods in relation to the people inhabiting the simulation: the posthumans created the world we see; they are of superior intelligence; they are “omnipotent” in the sense that they can interfere in the workings of our world even in ways that violate its physical laws; and they are “omniscient” in the sense that they can monitor everything that happens. However, all the demigods except those at the fundamental level of reality are subject to sanctions by the more powerful gods living at lower levels.

Further rumination in these themes could climax in a naturalistic theogony that would study the structure of this hierarchy, and the constraints imposed on its inhabitants by the possibility that their actions on their own level may affect the treatment they receive from dwellers of deeper levels.  For example, if nobody can be sure that they are at the basement-level, then everybody would have to consider the possibility that their actions will be rewarded or punished, based perhaps on moral criteria, by their simulators. An afterlife would be a real possibility. Because of this fundamental uncertainty, even the basement civilization may have a reason to behave ethically. The fact that it has such a reason for moral behavior would of course add to everybody else’s reason for behaving morally, and so on, in truly virtuous circle. One might get a kind of universal ethical imperative, which it would be in everybody’s self-interest to obey, as it were “from nowhere”.

In addition to ancestor-simulations, one may also consider the possibility of more selective simulations that include only a small group of humans or a single individual. The rest of humanity would then be zombies or “shadow-people” – humans simulated only at a level sufficient for the fully simulated people not to notice anything suspicious. It is not clear how much cheaper shadow-people would be to simulate than real people. It is not even obvious that it is possible for an entity to behave indistinguishably from a real human and yet lack conscious experience. Even if there are such selective simulations, you should not think that you are in one of them unless you think they are much more numerous than complete simulations. There would have to be about 100 billion times as many “me-simulations” (simulations of the life of only a single mind) as there are ancestor-simulations in order for most simulated persons to be in me-simulations.

There is also the possibility of simulators abridging certain parts of the mental lives of simulated beings and giving them false memories of the sort of experiences that they would typically have had during the omitted interval. If so, one can consider the following (farfetched) solution to the problem of evil: that there is no suffering in the world and all memories of suffering are illusions. Of course, this hypothesis can be seriously entertained only at those times when you are not currently suffering.

— Nick Bostrom, Are You Living in a Computer Simulation?

Eğer bir simülasyon içerisinde yaşıyorsak, gözlemlediğimiz evren, fiziksel varoluşun yalnızca küçük bir parçasıdır. Bilgisayarın konumlandığı evrendeki fizik, bizim gözlemlediğimiz dünyadaki fizik ile benzerlik taşımıyor olabilir. Her ne kadar gördüğümüz dünya bir anlamda “gerçek” ise de, gerçekliğin temel seviyesinde bulunmamaktadır.

Simüle edilen uygarlıkların post-insan haline gelmeleri mümkün olabilir. O zaman, kendi simüle edilmiş evrenlerinde inşa ettikleri güçlü bilgisayarlarda kendi ata-simülasyonlarını koşturabilirler. Bu şekildeki bilgisayarlar, bilgisayar bilimi için tanıdık bir kavram olan “sanal makinalar” olacaktır (Java script web uygulamaları, örneğin, masaüstünüzde, sanal bir makina üzerinde koşarlar – simüle edilmiş bir bilgisayar.) Sanal makinalar, yığılı [İng. stacked] olabilirler: Keyfi sayıda iterasyon adımı ile, bir makinayı simüle eden bir makinayı simüle etmek, vb. mümkündür. Eğer kendi ata-simülasyonlarımızı yaratırsak, bu (1) [insan türünün soyu, bir “post-insan” {İng. posthuman} aşamasına erişemeden büyük ihtimalle tükenecektir] ve (2) [herhangi post-insan uygarlığının, kendi evrimsel süreçlerine (veya çeşitlemelerine) ait anlamlı sayıda simülasyon koşturmaları {İng. run} aşırı derecede beklenmediktir] aleyhine önemli bir kanıt olacaktır ve bu nedenle simülasyon içerisinde yaşadığımız sonucuna varmak zorunda kalırız. Dahası, bizim simülasyonumuzu koşturan post-insanların kendilerinin ve simüle edilmiş varlıklar olduğundan şüphe etmek zorunda kalırız; ve dolayısıyla, onların yaratıcıları da simüle edilmiş varlıklar olabilir.

Gerçeklik, böyle pek çok katman içeriyor olabilir. Hiyerarşi, belli bir aşamada dibe ulaşmak zorundaysa da – bu iddianın metafiziksel durumu bir miktar belirsizdir – yüksek sayıda gerçeklik katmanları mümkün ve sayıları zamanla artıyor olabilir. (Çok-seviye hipotezine karşı sayılabilecek bir akıl yürütme, zemin-seviye simülatörler için bilgisayımsal maliyetin çok büyük olacağı şeklindedir. Bir tek post-insan uygarlığı simüle etmenin bile menedici seviyede maliyeti olabilir. Öyleyse, post-insan haline gelmek üzereyken simülasyonumuza son verilmesini bekleyebiliriz.)

Bu tür bir sistemin tüm ögeleri doğalcı hatta fiziksel olabilirse de, dünyanın dini kavranışı ile arasında bazı zayıf benzerlikler kurmak mümkündür. Simülasyonu koşturan post-insanlar, pek çok açıdan, simülasyon içerisinde ikamet eden insanlara nazaran tanrılar gibidir: Algıladığımız dünyayı post-insanlar yaratmıştır; üstün bir zekaya sahiptirler, dünyamızın işleyişine, fiziksel kanunları dahi görmezden gelecek şekilde müdahale edebilecek olmaları anlamında, “her şeye kadir”dirler; ve gerçekleşen her şeyi gözlemleyebilmek anlamında “her şeyi bilen”dirler. Yine de, gerçekliğin temel seviyesindekiler hariç, tüm yarıtanrılar, daha düşük seviyede yaşayan daha güçlü tanrıların yaptırımlarına açıktırlar.

Bu başlıklar üzerine uzun uzadıya düşünme, bu hiyerarşinin yapısını inceleyecek doğalcı bir teogoni ile sonuçlanabilir, ve kendi seviyesindeki eylemlerinin, daha derindeki seviyelerin sakinlerinin muamelelerini etkileyebileceği için, kendi sakinlerine uyguladığı kısıtlamaları olabilir. Örneğin, eğer kimse temel-seviyede olduğundan emin olamıyorsa, o zaman herkes, simüle edenleri tarafından, kendi eylemlerinin, belki de ahlak kriterleri üzerine kurulu bir şekilde ödüllendirileceğini veya cezalandırılacağını düşünmek zorunda kalabilecektir. Bu temel belirsizlikten ötürü, temel uygarlığın dahi, etik olarak davranmak için nedenleri olabilir. Ahlaki davranmak için bu şekilde bir nedeni olduğu gerçeği, elbette, geri kalan herkesin ahlaki olarak davranma nedenine, böylece bir erdem çemberi şeklinde eklemlenecektir. Kişi, sanki “yoktan var olmuş gibi”, herkesin kişisel çıkarı için uyması gereken, bir çeşit evrensel etik zorunluluk elde edebilir.

Ata-simülasyonlarına ek olarak, kişi daha küçük bir grup insanı veya tek bir bireyi içeren daha seçici simülasyonların olasılığı üzerine de akıl yürütebilir. O halde, insanlığın geri kalanı zombi veya “gölge-insanlar” – tam olarak simüle edilen insanların şüphelenmemesi için yalnızca yeterli seviyede simüle edilen insanlar – olacaktır. Gölge-insanların, gerçek insanları simüle etmekten ne kadar daha az maliyetli olacağı açık değildir. Hatta bir varlığın bilinçli deneyimi olmadığı halde gerçek bir insandan ayırt edilmeyecek şekilde davranabileceği bile açık değildir. Bu tür seçici simülasyonlar var olsa dahi, bunların sayısının tam olan simülasyonlardan çok daha fazla olduğunu düşünmediğiniz sürece, onlardan birinde olduğunuzu düşünmemelisiniz. Simüle edilen insanların çoğunun “ben-simülasyonunda” (yalnızca tek zihnin hayatına ait simülasyonlar) olabilmesi için, ben-simülasyonlarının, ata-simülasyonlarından 100 milyar kat daha fazla olması gerekir.

Simülatörlerin, simüle edilmiş varlıkların zihinsel yaşantılarının belli kısımlarının kısaltılması ve çıkarılan aralıkta yaşayacakları türden tipik deneyimlerin sahte anılar olarak verilmesi olasılığı da vardır. Öyle ise, kişi, kötülük sorununun (zoraki) çözümü için aşağıdakini düşünebilir: Dünyada ıstırap yoktur ve ıstıraba ait tüm anılar yanılsamadır. Tabii ki, bu hipotez, yalnızca o esnada ıstırap içinde değilseniz ciddi olarak ele alınabilir.

Çeviren: Bilgi Vesaire

Paintings by Deniz Ateşböceği

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: