Kaba saba bir Latinceyle uyandım

I

…sentences began with Syrian merchants.
Much later I opened a window facing the river.
A wounded woodcock came in.

I woke to the sounds of rough Latin.

II

We fell from the middle of a book, medium-sized sentences in search of our place, in a city we didn’t know (for the city’s name was nowhere to be seen) all through the night we wandered. It looked like London, but it wasn’t, that’s for sure; how could we be so sure? Nowhere did the Thames bridges suddenly appear; no Oxford Street, no Hyde Park; it looked like Istanbul but it wasn’t Istanbul; it could have been Venice, Amsterdam, canals everywhere, water,

everything living on water, but it wasn’t; maybe Baghdad, Delhi, Peking; the three of us kept our eyes to the floor and didn’t speak; but fireflies, birds, playing cards, ants, suspension bridges, Carthage – yes, Carthage – dinosaurs, dogs, water ways, sewers, water flies and bandages all caught around our ankles and kept stopping us and still we couldn’t find our place on pages.
Maybe our existence was prescribed.
We were cast off.

III

We were in a Palace of Delights, then moved to a House of Dotage.

IV

I’d undress you.
Your feathery nudity would hit a cloud and stop.
(I couldn’t reach out.)

V

O word transformers!
You stopped giving news from above.

VI

Sentences are being destroyed…

The world belongs
To ovals and circles!

VII

There is no world, except in sentences.

İlhan Berk, “Night Looks to the East” (English translation by George Messo)

I

… Suriyeli tacirlerle tümceler başlıyordu.

Çok sonra nehre bakan pencereyi açtım.

Yaralı bir çulluk girdi.

Kaba saba bir Latinceyle uyandım.

II

Biz bir kitabın ortalarından düşmüş, yerlerini arayan kendi halinde ortaboy tümcelerdik, bilmediğimiz bir kentte (kentin adı hiçbir yerde geçmiyor çünkü) bütün bir gece sürttük durduk.  Londra’ya benziyordu ama değildi, bu kesin; nasıl mı anlıyoruz: hiçbir yerde Taymis, köprüler önümüze çıkmıyor; Oxford cad. de öyle, asıl da Hade Park; İstanbul’a benziyordu, ama İstanbul değil; Venedik, Amsterdam da olabilirdi bu, her yer kanal, su, her şey de suda yaşıyor, ama değil; Bağdat, Delhi, Pekin belki; üçümüz de önümüze bakıyor hiç konuşmuyoruz, yalnız ateşböcekleri, kuşlar, iskambiller, karıncalar,

asmaköprüler, Kartaca – evet Kartaca – dinozorlar, köpekler, su yolları, lağımlar, su sinekleri, sargıbezleri ayaklarımıza takılıp duruyor ama sayfalardaki yerimizi bir türlü bulamıyoruz.  

Belki de varlığımızın üstü çizildi.

Atıldık.

III

Çıt kasrındaydık, sonra kaskat köşke geçtik.

IV

Soyardım sizi.

Tüylü çıplaklığınız bir buluta çarpar kalırdı.

(Uzanamazdım.)

V

Ey söz trafoları!

Yukarılardan haber vermez oldunuz.

VI

Tümce yıkılıyor…

Dünya oval ile

Dairenin!

VII

Tümcenin dışında dünya yoktur.

İlhan Berk, “Gece Doğuya Bakıyor”

Paintings by John Singer Sargent

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: