Ruining your concentration

“I remember the first day you came to the exhibition.  You were strolling through the gallery looking rather bored, when you suddenly stopped in front of my portrait.  You looked at it so strangely!  Everyone around you noticed.  

“Sizi sergiye ilk geldiğiniz günden beri hatırlıyorum.  Canınız sıkılmış gibi dolaşırken birdenbire benim portremin önünde durdunuz… Öyle garip bir dikkatle bakmaya başladınız ki, gelip geçenlerin bile tuhafına gitti. 

“For a moment I thought you must have likened me to someone you knew.  Then you started coming every day… So naturally I was curious.  Now and again, I joined you.  We’d sit there together, looking at the painting.  But still you didn’t recognize me, even though you’d turn your head from time to time, to glance at this stranger who was ruining your concentration.  

“Ben de ilk anda resmi bir tanıdığınıza benzettiğinizi zannetmiştim.  Sonra her gün gelmeye başladınız… Kolayca anlayabileceğiniz bir meraka düştüm.  Birkaç kere yanınıza sokularak tabloyu sizinle beraber, adeta baş başa seyrettim.  Siz hiçbir şeyin farkında değildiniz, gözlerinizi ara sıra, rahatınızı bozan bu seyirciye çevirdiğiniz halde tanımıyordunuz. 

“There was something oddly appealing about the way you just sat there, lost in thought… Like I said, I was curious… Then one day I went over and talked to you.  My artist friends were as curious about you as I was… it was their idea… But I wish I hadn’t… because after that you raced out of the gallery and never came back.”

“Bu dalgınlığınızda garip bir cazibe vardı… Söylediğim gibi merak da ediyordum… Nihayet yanınıza sokulup konuşmaya karar verdim.  Diğer ressam arkadaşlar da sizi merak ediyorlardı… Onlar da ısrar ettiler… Fakat keşke yapmasaydım… Sizi tamamem kaybettik… Bir daha sergiye gelmediniz!

“I thought you were making fun of me,” I said.  Immediately, I regretted it, fearing she might take offense.  Instead, she said, “Well, you were right.”

“Benimle eğleneceklerini zannetmiştim!” dedim.  Fakat derhal pişman oldum.  Bu sözümden alınabilirdi.  Halbuki o: “Evet, hakkınız var!” diye cevap verdi.

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna  

(Madonna in a Fur Coat; English translation: Maureen Freely & Alexander Dawe)

Paintings by John Singer Sargent

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: